Kapat

Uzaya Bakarken Aslında Geçmişe Bakmak

Anasayfa
Bilim&Kültür Uzaya Bakarken Aslında Geçmişe Bakmak
Uzaya Bakarken Geçmişe Bakmak

Uzaya bakarken aslında geçmişimizi görüyormuşuz da farkında değilmişiz.

Yolun karşısındaki arkadaşınıza bakıyorsunuz. Onu görebiliyorsunuz ama selam vermek istediğinizde öğreniyorsunuz ki siz sadece arkadaşınızın geçmiş zamandaki siluetine bakıyormuşsunuz. Nasıl? Mantıksız mı geldi? Aslında haklısınız bu kadar kısa mesafeler için bu örnek sadece bir benzetme. Ama gökyüzüne baktığımızda işte tam olarak gerçekten de böyle bir illüzyona şahit oluyoruz. Yeterince soru işareti yarattığımıza göre hadi gelin şimdi bunları cevaplayalım.

Işık hızının inanılmaz büyüklüğünü saniyede 300.000 km olarak daha önceki yazılarımızda bunu söylemiştik. Bu evrensel hız limitine dayanarak gündelik mesafelerde bir objeyi 3 nano saniye geç görürüz. Beynimiz bunu algılayabilmek için gelişmiş bir sistemde değil. Bu bizim için bir sorun teşkil etmiyor. Fakat mesafeyi bir kaç metreden kilometrelere çıkarttığımızda gecikmeyi algılamaya başlıyoruz. Yüksekten geçen bir uçağa baktığımızda veya şişek görünce sesin görüntüden sonra gelmesinde olduğu gibi görüntüde de gecikme yaşanabilir. Ama sesin hızı, ışığın hızından 900.000 kat daha yavaş olduğu için yaşanan bu gecikme ışık için yalnızca çok büyük mesafelerde fark edilebilir.

Uzaya Bakarken Geçmişe Bakmak

Uzaya Bakarken Geçmişe Bakmak

Yıldırım olup bittikten sonra geçmiş olaydan bize ulaşabilen ses gibi uzaktaki görüntü de aslında çoktan olup bitmiş bir olayın bize geçmişten gelen bir yansımasıdır. Işığın sesten neredeyse 1 milyon kat daha hızlı olduğunu biliyoruz. O zaman ışığın gecikmesi için bize daha uzak mesafeler lazım. Ay ortalama 380.000 km uzaklıklığı ile bize ışığını yani görüntüsünü ulaştırması 1.2 saniye alır. Yani aslında Ay’a her bakışınızda geçmişinizde bir saniye izlemiş oluyorsunuz. Sanki bu da yeterli değil gibi. 1 saniye de görme algımız için belirgin değil. O zaman biraz daha uzağa Mars’a bakalım. Mars ise 14 dakika geçmişinden izlenebilir. O zaman Mars’ta ki Curiosity aracıyla canlı bağlantı yaptığımızı sanmamıza hiçte gerek yok. Çünkü dünyadan yollanan bir sinyal ancak 14 dakika sonra araca ulaşabiliyor. Mesala Neptün’e bakınca 4 saat öncesini izleriz. Çünkü Dünya ile Neptün arasındaki ışık 4 saatte yolunu tamamlar. Güneşten sonra bize en yakın olan yıldızı hatırladınız mı? Centaurus yıldızı. Onun da 4 yıl önceki halini şu anda canlı olarak izleyebiliriz.

Yengeç Nebulasına Bakarken 6.500 Yıl Önceki Geçmişi Görmek

Bu arada uzayda en uzağa ulaşabilen insan yapımı aracımız saatte 62.000 km hızla ilerlemesine rağmen en yakın yıldıza bu hızıyla ulaşması pek mümkün değil gibi. Çünkü yolculuk tam 80.000 yıl sürecek bir sürece ihtiyaç duyar. Daha da uzaklara yani geçmişe bakmaya devam edelim. Yengeç Nebulası 6.500 yıl önceki geçmişi, Kartal Nebulası ise 7000 yıl öncesinin bir fotoğrafı gibidir. Bu Nebulaların bulutları aslında çoktan dağılmıştır. Ancak bunu fark edebilmemiz için 7000 yıl sonra bakmamız gerekiyor. Yıl kavramına eriştiğimize göre evreni tarif etmek için kullandığımız ışık yılına, bu kozmik uzaklık birimine aşina olmalıyız. Artık gördüğümüz her parlaklık bize binlerce yıl geçmişten geliyor.

Uzaya Bakarken Geçmişe Bakmak

Uzaya Bakarken Geçmişe Bakmak

Samanyolu galaksimizin uçları bize 80.000 yıl öncesini gösterir. En yakın galaksi Andromeda ise hani şu önceki yazılarda bahsettiğimiz, bize tam 2,5 milyon yıl geçmişini gösterir. Yani Andromeda galaksisinde çok gelişmiş teknolojileri ve çok mümkün değil ama oldu ya bizi izlemeye çalışan bir canlı türü varmış diyelim. Bu canlı türü şu an ki dünyamıza bakabilse 2.5 milyon yıl öncesini görebileceği anlamına gelir. Yani bizim değil, dinozorların devrini.

Bu yazıdan sonra gökyüzünde gördüğünüz herhangi bir parıltının belki de şuan hiçte orada olmayan bir yıldızın hayaleti olduğunu düşünmek size kalmış. Ayrıca teleskoplara da geçmişi izlediğimiz zaman makineleri dememizde hiç bir kusur yok.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: